Not
46 definitions retrieved Not \Not\ [Contr. from ne wot. See 2d Note.] Wot not; know not; knows not. [Obs.] --Chaucer. [1913 Webster] Not \Not\, a. Shorn; shaven. [Obs.] See Nott. [1913 Webster] Not \Not\, adv. [OE. not, noht, nought, naught, the same word as E. naught. See Naught.] A word used to express negation, prohibition, denial, or refusal. [1913 Webster] Not one word spake he more than was need. --Chaucer. [1913 Webster] Thou shalt not steal. --Ex. xx. 15. [1913 Webster] Thine eyes are upon me, and I am not. --Job vii. 8. [1913 Webster] The question is, may I do it, or may I not do it? --Bp. Sanderson. [1913 Webster] Not . . . but, or Not but, only. [Obs. or Colloq.] --Chaucer. [1913 Webster] not adv 1: negation of a word or group of words; "he does not speak French"; "she is not going"; "they are not friends"; "not many"; "not much"; "not at all" [syn: not, non] NOT is false. Its truth table is: A | NOT A --+---------- F | T T | F (1996-11-04) Not [noːt] (n) , s.(f ) distress; hardship; misery; necessity; need Not... [noːt] emergency Not misère Not miseria Not armoe; ellende; misère; narigheid; nood; schamelheid Not miséria not [nout] nicht not [nout] ne ... pas; pas not nem not [nout] ní not no not in nessun modo niente affatto not in nessun modo not [nout] non not [nout] niet not [nout] não not [nout] не not [nout] no not [nout] ej; icke; ingen; intet not [nout] ni billet 1. (ask.) askerlere kışlalar dışında temin edilen ikametgâh, konak yeri 2. bu ikametgâhı temin için çıkarılan yazılı veya sözlü emir, konak tezkeresi 3. iş, vazife, ödev 4. pusula, not 5. kütük, demir veya çelik çubuk 6. konaklatmak, yerleştirmek, yer temin etmek. memorandum 1. (çoğ.) -da, -dums) ileride hatırlanması için yazılan (kıs.)a not 2. muhtıra 3. not. line 1. çizgi, yol, hat 2. ip, sicim 3. iplik 4. (çoğ.) dizgin 5. ölçme ipi 6. olta ipi 7. satır, mısra 8. hudut hattı 9. seri, dizi 10. ekvator çizgisi 11. enlem veya boylam dairesi, (mat.) eni ve kalınlığı olmayan çizgi, geometrik çizgi 12. plan, desen, şekil 13. sıra 14. kısa mektup, pusula, not 15. hareket tarzı 16. fikir silsilesi 17. hiza 18. belirli bir cins veya marka mal 19. (tiyatro) rol, kısım 20. vapur şirketi 21. tarik, yol, hat 22. (ask.) savunma hattı, saf, sıra 23. (den.) saf halinde yanyana giden gemi kafilesinin meydana getirdigi hat 24. silsile, sıra 25. nesep, soy 26. saha, çığır 27. meslek, hizmet, meşguliyet 28. bir pusun on ikide birini teşkil eden ölçü çizgisi 29. (argo.) kandırıcı sözler, ikna edici sözler. line engraving çizgilerle hakkedilmiş resim kalıbı 30. tire klişesi. lineofbattle ship eskiden savaş hattı gemisi. line of vision görüş hattı. line squall bora, fırtna. line up sıraya girmek 31. tarafını tutmak 32. sıralamak 33. kıyas etmek, karşılaştırmak. all along the line sıra boyunca bring into line sıraya getirmek. branch line şube hattı, kol: asıl işe ek olarak yapılan ikinci derecede iş. draw the line bir şeyi reddetmek, yapmamak. drawn up in line saf tutmuş. have a line on hakkında bilgi almak, bilgisi olmak. hold the line değişikliğe karşı olmak 34. telefonu kapatmamak. in line for kazanma ihtimali olan. in line with uygun 35. bir hizada. in my line kabiliyet veya faaliyet alanımda. main line ana hat, anayol 36. başlıca iş. on a line aynı hizada, bir sırada. on the line peşin (ödeme) out of line aynı fikirde olmayan 37. itaatsiz 38. uyuşmamış. read between the lines yazılı olanından fazlasını okumak, bir yazıdaki kapalı anlamı keşfetmek. the color line beyaz insanların diğer ırklarla aralarında gözettikleri fark. the line ekvator 39. ordu veya donanma. toe the line bir kanun veya kurala itaat etmek veya ettirmek. What' your line? Ne işle uğraşıyorsunuz? note 1. not, işaret 2. tezkere, pusula, betik 3. (müz.) nota, ses 4. piyano tuşlarından biri 5. bir devletin başka bir devlete yaptığı bildiri, nota 6. alâmet, delil 7. hesap pusulası 8. senet 9. şöhret, itibar 10. dikkat, hesaba alma. note paper mektup kâğıdı. circular note genelge, tamim, sirküler 11. bir çeşit kredi mektubu. compare notes fikir teati etmek. person of note şöhret sahibi kimse, tanınmış kimse. speak without notes hiç yazıya bakmadan nutuk söylemek. strike the right note yerinde söz söylemek, lafı gediğine oturtmak. take note of önem vermek, dikkat etmek. postscript 1. not, dipnot, hamiş, haşiye, derkenar 2. (kıs.) p. scrip 1. isim listesi 2. not, pusula 3. muvak kat senet 4. (A.B.D.) eskiden kullanılan ufak kâgıt para. apostil 1. (not), haşiye, derkenar. not (as) yet bisher (noch) nicht not nicht Not f distress Not f penury Not f privation Not f misery Not f calamity Not f hardship Not... emergency Not... skeleton Not f need Not f necessity Not f destitution Not f adversity Not related |
|||
![]()
Random Words
Furs, Surfing, Mara, Wählen, Rode, Benefit, Dv, Dorm, Wisdom, Capital, Bonaire, Baustelle, Wyk, Photosynthesis, Tito, Incense, Windkraftanlage, Infectious, Strawberries, Weekly, Sehnerv, Polnisch, Claw, Patrizier, Please Popular Words Webster Dictionary, Online Dictionary, Spanish Dictionary, Medical Dictionary, Internet Dictonary, Web Dictionary, Dictionary Websters Online, Dream Dictionary, English - Spanish Dictionary, Urban Dictionary, Translate English To Spanish, Translate Germany, Copyrights: Gcide, Gazetteer, en-de, Devil's D., Freedict: GNU General Public License 2 or later FOLDOC, VERA: GNU General Public License 1.1 or later Moby-thesaurus, Jargon, Hitchcock, Bouvier, Elements, Easton: Public Domain WordNet: Princeton University
Type your search term into the input field and press the 'Search' button!
|
Copyright © 2005 domains-und-mehr.de; All rights reserved!




