Sade










18 definitions retrieved

Dictionary

Sade
n 1: French soldier and writer whose descriptions of sexual
perversion gave rise to the term `sadism' (1740-1814) [syn:
Sade, de Sade, {Comte Donatien Alphonse Francois de
Sade}, Marquis de Sade]
Dictionary

bare


1. çıplak, açık, yalın

2. sade, süssüz, mübalağasız, basit

3. havı dökülmüş, parlamış(kumaş)

4. ancak yetecek kadar, .bareback eyersiz (at)bare change zayıf vir ihtimal. bare faced yüzü açık, peçesiz

5. yüzsüz, arsız, hayasız. barefoot yalınayak. barehanded silahsız, elleri açıkta.bareheaded başı açık.barelegged çorapsız, çıplak bacaklı. bare living ancak geçinme, kıt kanaat geçinme.


bald


1. dazlak, kel, saçları kısmen veya tamamen dökülmüş

2. çıplak, çorak

3. sade, süssüz (üslup v.b.)

4. gizli olmayan, açık, aşikar, besbelli

5. (zool.) başında ak tüyler olan (hayvan) balding saçları dökülen. baldhead, baldpate kel kimse, dazlak başlı adam. baldly kel olarak

6. aşikâr olarak. baldness kellik

7. açıklık. baldfaced beyaz yüzlü (hayvan)

8. yüzsüz, küstah.


absolute


1. kâmil, tam

2. halis, sade, saf

3. mutlak, sonsuz, nihayetsiz, kayıtsız şartsız

4. (gram.) soyut, mücerret

5. ki, sisel değer ölçülerine bağlı olmayan absolute ceiling (hav.) azami yükseliş haddi absolute pitch (müz.) bir notanın frekansı

6. bir sesin perdesini ezberden tayin etme kabiliyeti. absolute scale mutlak ölçü. absolute temperature mutlak ısı derecesi (mutlak sıfırdan hesap ederek) absolute zero ısıda mutlak sıfır noktası. absolutely tamamen, kesin olarak, kati surette. absoluteness mutlakiyet.


elementary


1. basit, sade, öz

2. ilk, başlangıç, giriş. elementary education ilköğretim. elementary proposition (man.) asıl önerme. elementary school ilkokul

3. ilk ve ortaokul.


homely


1. eve yakışır

2. basit, sade, süssüz, gösterişsiz

3. A.B.D kaba saba, çirkin. homeliness (İng.) basitlik, sadelik, gösterişsizlik.


mere


1. kat(kıs.)ız, safi

2. önemsiz. merely sadece, ancak, yalnız, sade.


naked


1. çıplak, üryan, yalın

2. (bot.) çıplak, örtüsüz

3. çaresiz, savunmasız, silâhsız

4. açık

5. yalçın

6. (huk.) ispatsız, sade, kuru, geçersiz. naked ape insan. stark naked çırılçıplak, anadan doğma. the naked eye çıplak göz. the naked truth salt gerçek. nakedly çıplak olarak

7. açıkça. nakedness çıplaklık.


plain


1. düz

2. sade, şatafatsız, süssüz, basit

3. açık, vazıh

4. dobra dobra söylenmiş

5. alelade

6. baharatsız, sade (yiyecek)

7. sadece

8. ova, düzlük. plain dealing dürüstlük

9. doğru iş. plain living basit yasayış. plain sailing (k. dili) güç tarafı olmayan iş. plain text çözülmüş şifre. in plain words açıkça, vuzuhla

10. sadelikle, sussüz olarak. plainness düzlük

11. sadelik, süssüzluk

12. açıklık, vuzuh.


single


1. tek, bir, yalnız, ayrı, münferit

2. bekar, evlenmemiş

3. özel, hususi, tek kişilik

4. iki tarafta yalnız birer rakip bulunan (oyun)

5. sağlam

6. sade, basit, saf

7. bir kat, yalın kat

8. çiçekleri yalın kat olan

9. bir, tek

10. (gen.) (çoğ.) teniste tekler, single

11. golfta iki oyuncu ile oynanan oyun

12. beysbolda vurucuyu birinci kaleye ulaştıran vuruş

13. krikette bir sayı kazandıran vuruş

14. tek kişilik oda. single barrel tek namlulu (tüfek) . single entry (tic.) basit defter tutma. usulü, ana deftere bir kere kaydetme

15. bir kerelik giriş. single file birbiri arkasına dizilen sıra

16. tek sıra. single tax (tic.) tek dereceli vergi. singletrack tek hatlı, tek yönlü

17. tek açıdan değerlendiren.


singleminded


1. tek amaçlı

2. sade

3. samimi

4. hilesiz.


simple


1. basit, bileşik olmayan

2. sade, süssüz

3. (bot.) yalın (yaprak)

4. (zool.) münferit, tek

5. adi, bayağı

6. kolay

7. saf, halis

8. tabii, suni olmayan, yapmacıksız

9. budala, alık, ahmak

10. ahmakça

11. önemsiz, ehemmiyetsiz

12. kolay anlaşılır

13. ancak yeterli

14. basit şey

15. ilâç yapılan ot

16. budala kimse. simple fraction bayağı kesir. simple fracture basit kırık. simple hearted saf yürekli, temiz kalpli. simple interest basit faiz. simple machine basit makina. simpleminded cahil

17. basit

18. kendi halinde

19. akıl noksan

20. aptal. Simple Simon saf ve aptal kimse. simpleness sadelik, basitlik

21. saflık, bönlük.


rustic


1. köye veya kıra ait

2. köylü

3. kaba, yontulmamış

4. kıra uygun, sade, basit

5. köyde yaşayan kimse

6. basit ve kaba kimse . rustically köylü gibi

7. kabaca.


stark


1. süssüz, sade

2. bütün bütün, tam

3. katı, kaskatı kesilmiş (ölü gibi)

4. şiddetli, fırtınalı

5. suratsız, sert

6. anadan doğma

7. tamamen. stark naked anadan doğma, çırılçıplak, üryan. stark raving (mad.) çılgın, tam deli.


undecked


1. süssüz, sade

2. güvertesi olmayan.


unsophisticated


1. hile bilmez, tecrübesiz, sade, saf, masum

2. halis, hakiki, katıksız. unsophistica'tion saflık.


arcadia


1. eski Yunanistan da sade ve mesut bir ırkın oturduğu rivayet edilen dağlık bir ülke

2. cennet hayatı yaşatan kırlar. Arcadian bu ülkeye ait

3. sakin, asude

4. sade, basit

5. pastoral.


attic


1. )Atinalı

2. ince, doğru

3. sade

4. )Atina lehçesi.



Sade related
Dictionary-X


Popular Words
Webster Dictionary, Online Dictionary, Spanish Dictionary, Medical Dictionary, Internet Dictonary, Web Dictionary, Dictionary Websters Online, Dream Dictionary, English - Spanish Dictionary, Urban Dictionary, Translate English To Spanish, Translate Germany,

Copyrights:
Gcide, Gazetteer, en-de, Devil's D., Freedict: GNU General Public License 2 or later
FOLDOC, VERA: GNU General Public License 1.1 or later
Moby-thesaurus, Jargon, Hitchcock, Bouvier, Elements, Easton: Public Domain
WordNet: Princeton University

Type your search term into the input field and press the 'Search' button!

Your link here for free? - Turbo Tax