Ing










97 definitions retrieved

Dictionary

Ing \Ing\ ([i^]ng), n. [AS. ing.]
A pasture or meadow; generally one lying low, near a river.
[Obs. or Prov. Eng.]
[1913 Webster]
-ing \-ing\

1. [For OE. -and, -end, -ind, AS. -ende; akin to Goth. -and-,
L. -ant-, -ent-, Gr. ?.] A suffix used to from present
participles; as, singing, playing.
[1913 Webster]


2. [OE. -ing, AS. -ing, -ung.] A suffix used to form nouns
from verbs, and signifying the act of; the result of the
act; as, riding, dying, feeling. It has also a secondary
collective force; as, shipping, clothing.
[1913 Webster]

Note: The Old English ending of the present participle and
verbal noun became confused, both becoming -ing.
[1913 Webster]


3. [AS. -ing.] A suffix formerly used to form diminutives;
as, lording, farthing.
[1913 Webster]
Dictionary

ing


1. sark



2. shirt



3. chemise




Dictionary

barmy


1. mayalı, köpüklü

2. ing., (argo) havai, boş kafalı.


bally


1. ing, (argo) yaman, çok (ifadeyi kuvvetlendirmek için iyi veya kötü anlamında kullanılan söz)


balmy


1. sakin, dinlendirici, huzur verici

2. ağır kokulu, rayihalı

3. belesan yağı veren: şifa veren

4. ing., (argo) deli, çatlak.


bash


1. (k.dili.) kuvvetle vurmak, hızla vurmak

2. şiddetli vuruş

3. kuvvetli darbe

4. ing., (argo) cümbüş.


beak


1. gaga

2. kaplumbağa ve diğer bazı hayvanların baş kısımlarında bulunan sert kısım

3. (argo) burun

4. ibrik ağzı

5. eski tip harp gemilerinde düşman gemisini tahrip etmede kullanılan sivri madeni burun

6. ing., (argo) polis, hâkim, öğretmen. beaked gagalı. beakless gagasız .beaklike gagamsı.


beast


1. hayvan, bilhassa dört ayaklı iri hayvan

2. hayvanca davranan kaba kimse beast of burden yük hayvanı. beast of prey yırtıcı hayvan, canavar. beastie iskoç. hayvancık. beastly hayvan gibi

3. (k.dili) çok fena

4. ing., (argo) çok.beastliness hayvan gibi davramış.


bencher


1. ing., (huk.) avukatlar barosunun idare meclisi üyesi.


bender


1. kerpeten gibi eğme ve bükme işlerinde kullanılan araç

2. (A.B.D.) (argo) içki âlemi

3. ing, (argo) altı penilik para.


blighter


1. ing., (argo) mübarek, namussuz kimse.


blighty


1. ing, (argo) memleket, ana vatan

2. ana vatanına dönmeye zorlayan yara veya hastalık

3. ingiltere.


blime.y


1. (ünlem), ing., (argo) Kahrolayım !


bloke


1. ing., (argo) herif, adam.


bloody


1. kanlı

2. kan gibi

3. kana susamış, gaddar, zalim

4. Ing., (argo) Allahın belası, uğursuz, alçak

5. kana bulamak, kanla lekelemek. bloody flux dizanteri, kanlı ishal. bloody Mary votka ve domates suyundan yapılan bir içki. bloody minded hunhar, zalim, gaddar.


bobby


1. ing., (k.dili.) polis memuru. bobby pin madeni saa tokası. bobby socks rjog, (k.dili.) kısa çorap, özellikle kızların giydiği şoset. bobby soxer (A.B.D.) son modayı takip eden genç kız.


bob


1. demet, salkım

2. şakul, pendant

3. kısa kesilmiş saç modeli (kadın ve çocuklarda)

4. balık yemi

5. olta mantarı

6. hafif bir darbe, vuruş

7. baş hareketi

8. ing., (argo) bir şilin

9. (A.B.D.) bir çeşit kızak veya kayak.


boffin


1. ing., (argo) hükümet hesabına çalışan araştırmacı.


bonkers


1. ing., (argo) çakırkeyf.


bonny


1. ing., (leh.) göze hoş görünen, güzel, zarif, hoş

2. sıhhatli, gürbüz. bonnily güzel bir şekilde. bonniness güzel oluş.


bounce


1. sıçramak, sekmek, zıplamak (top)

2. gürültüyle veya hızla bir yere dalmak

3. sıçratmak, zıplatmak, sektirmek

4. (A.B.D.), (argo) karşılıksız olduğu gerekçesiyle çeki iade etmek

5. (argo) yol vermek, işten atmak

6. sıçrayış, sıçrama, zıplayış

7. (k.dili) hayatiyet, canlılık

8. ing., (k.dili) övünme, atma, martaval

9. (A.B.D.), (argo) kovma, işten atma, yol verme.


bouncer


1. sıçrayan şey veya kimse, zıplayan bir şey veya kimse

2. (A.B.D.) (argo) bar, gece külüb v.b. fedaisi

3. büyük şey

4. ing., (k.dili) martaval

5. martavalcı kimse.


bounder


1. ing., (k.dili) terbiyesiz ve cibilliyetsiz kimse.


brace


1. bağ, kuşak, raptetmeye mahsus herhangi bir şey

2. (mak.) matkap kolu

3. (den.) prasya

4. (gen.) (çoğ.), (dişçi) tel

5. (tıb.) destek

6. ing., (çoğ.) askı, pantolon askısı

7. çift

8. iki veya daha çok satırı birbirine bağlayan işaret

9. sağlamlaştırmak, destek olmak

10. birbirine tutturmak, raptetmek

11. (den.) prasya etmek. brace up (k.dili) kuvvet vermek, kışkırtmak

12. sıkmak, sıkı tutmak.


brief


1. kısa, muhtasar, birkaç kelime ile ifade edilen

2. özet, hulâsa

3. (huk.) dava özeti

4. lâyiha, yazılı belge

5. üzerinde Papa'nın mührü bulunan mektup

6. özetlemek, hulâsa çıkarmak

7. ing., (huk.) avukat tutmak. (I.) hold no brief for him Ben onu müdafaa etmiyorum. in brief kısaca, özet olarak. briefly kısaca. briefness kısa oluş.


breeze


1. hafif rüzgâr, esinti, meltem

2. ing., (k.dili.) münakaşa, huzur bozucu bir şey

3. (k.dili.) coşarak gitmek, kolayca bitirmek. in a breeze (argo) kolayca.


buttons


1. (ing), (k.dili.) garson.


buzz


1. vızıltı

2. dedikodu, söylenti: (k.dili) telefon konuşması

3. vızıldamak

4. fısıldamak

5. konuşmak

6. (ing), (argo) gitmek, terket-mek, ayrılmak

7. vızıltıya benzer bir ses çıkarmak

8. bir dedi-kodu veya şayiayı yaymak

9. vızıltıya benzer seslerle haberleşmek

10. (k.dili) telefon etmek

11. (hav.) alçaktan uçmak

12. alçaktan uçarak birisini selamlamak. buzz about bir iş yapıyormuş gibi ortada dolaşmak.


coo


1. (ünlem), (ing), (argo) Eyvah !


caucus


1. (-ed, -ing, -sed, -sing) . ABD mahalli parti meclisi toplantısı

2. (ing) parti yönetim kurulu

3. parti disiplin kurulu

4. parti kurulu toplantısı yapmak.


charles'(s.) wain


1. (Ing), (astr.) Büyükay takımyıldızı.


cheerio


1. (ünlem), (ing), (k.dili.) merhaba

2. Allaha ısmarladık.


choky


1. boğucu

2. (ing), (k.dili.) hapishane.


chuck


1. çenesini okşamak

2. atmak

3. (k.dili.) çöpe atmak

4. (argo) istifa etmek

5. okşama

6. kısa bir mesafeye fırlatma

7. (ing), (k.dili.) şekerim. chuck out (k.dili.) atmak, çöpe atmak

8. yaka paça. kapı dışarı etmek.


coin


1. madeni para, sikke

2. para

3. (mim.) köşe, açı

4. köşe taşı

5. madeni para bastırmak, basmak

6. icat etmek, bulmak

7. para kazanmak

8. (ing), k.(dili) kalp para basmak. coin money kısa zamanda servet yapmak. coin a phrase bir söz icat etmek. false coin kalp para

9. sahte şey. pay one in his own coin misli ile mukabele etmek, aynı şekilde karşılık vermek.


collogue


1. (ing), (leh.) gizlice konuşmak, entrika hazırlamak

2. gizli konuşma.


don


1. ''Bay'' anlamına gelen ispanyolca bir söz

2. ispanya'nın ileri gelenlerinden, Don

3. (ing), (k.dili.) üniversite öğretmeni.


cosh


1. (ing), (argo) cop

2. cop ile vurmak.


crummy


1. (A.B.D), (argo) pis, köhne, bakımsız, adi, kötü, ikinci kalite

2. (ing), (argo) tombul, balık etinde.


destruct


1. (fırlatılan roket veya bombayı) hedefe ulaşmadan imha etmek. destructor roket imha cihazı

2. (ing), çöp fırını.


dig


1. hafriyat, kazı

2. (k.dili.) iğneli söz, kinaye, dokunaklı söz. digs (çoğ.), (ing), (k.dili.) pansiyon. take a dig at somebody yapmacık bir nezaketle başkasının kusurunu yüzüne vurmak.


diggings


1. kazı yapılan yer

2. bu kazıdan çıkarılan şey

3. (ing), (k.dili.) pansiyon.


disembowel


1. (ed, led, ing, ling) bağırsaklarını çıkarmak.


extend


1. uzatmak, yaymak

2. genişletmek, büyütmek, tevsi etmek

3. kapsamına almak, teşmil etmek

4. uzamak, büyümek, sürmek

5. yetişmek, varmak

6. (ing), (huk.) kıymet takdir etmek. extended insurance (sig.) müddeti uzatılan (sig.)orta. extended order (ask.) (den.) açılma nizamı. extended type (matb.) alışılmıştan geniş matbaa harfi. extendible, extensible uzatılabilir. extensibil'ity uzatılma veya uzama kabiliyeti.


dowager


1. (ing), (huk.) eşinden miras kalan malı veya ünvanı olan dul kadın

2. (k.dili.) ağır başlı yaşlı kadın. queen dowager vefat etmis olan kralın dul eşi.


duck


1. ördek dişi ördek

2. Anatidea familyasından ördek

3. (ing.), (k.dili.) sevgili yavru

4. sakat kimse veya şey, kolay ele geçirilebilen hedef

5. (A.B.D.), (ask.) hem karada hem suda işleyebilen kamyon. duck and drake (veya) ducks and drakes suda taş kaydırma oyunu . duckboard ıslak veya çamurlu yolda yürümek için döşenmiş bir iki sıra tahta. duck on the rock kaydırak oyunu. fine day for ducks yağmurlu hava. Iame duck (A.B.D.) yeni devre için seçilmemiş fakat kısa bir müddet için daha çalışan senato veya kongre üyesi. Iameduck seçimden sonra eski üyelerin toplantısına ait. Iike water off a duck' back tesirsiz, etkisiz, sonuç vermeyen, faydasız .make ducks and drakes of (veya) play ducks and drakes with hesapsız para harcamak, har vurup harman savurmak. pintail duck kılkuyruk, (zool.) Anas acuta. shoveler duck kaşıkçın, (zool.) Spatula clypeata. take to it like a duck to water seve seve bir işe girişmek, kolay alışmak. duckling ördek yavrusu, ördek palazı duck soup kolay iş.


duffer


1. (ing.), (k.dili.) ahmak ve beceriksiz kimse, sıkıcı ve kararsız ihtiyar adam

2. seyyar satıcı, hileli kumaş vb satıcısı

3. (argo) her türlü hile taklit.


estreat


1. (ing.), (huk.) asıl mahkemekaydının sureti

2. infaz için kayıtlardan çıkarmak

3. para cezası kesmek.


flannel


1. (ed, Ied

2. ing, ling) fanila, pazen

3. (çoğ.) fanila, iç çamaşırı

4. faniladan yapılmış spor pantolon

5. fanila giydirmek, fanila ile oğmak. flanneled fanila kaplı. flannelette' hafif fanila, fanilaya benzer pamuklu kumaş, pazen.


flic


1. (ing), (argo) polis.


follower


1. (ing), (k.dili.) hayran.


funk


1. ing, kdili korku, dehşet

2. korkak adam

3. çok korkmak, korkup çekil mek

4. korkaklık etmek, kaçınmak

5. onlemek


gamp


1. ing, saka büyük şemsiye


gourmandise


1. (ing, ), (bak.) gormandize.


grizzle


1. (ing.), (k.dili.) üzülmek, sinirlenmek

2. şikâyet etmek.


hemidemisemiquaver


1. (ing), (müz.) altmış dörtlük nota, bir notanın altmış dörtte biri.


hipped


1. kalçalı

2. kabarık çatılı

3. (A.B.D), (argo) fazla meraklı

4. (ing), (k.dili.) üzüntülü, çökmüş.


kirk


1. (İskoç.), ing., (leh.) kilise. the Kirk İskoçya kilisesi. Kirkman İskoçya kilise papazı veya üyesi. kirkyard kilise avlusu veya mezarlık.


miscall


1. yanlış isim vermek

2. (spor) yanlış karar vermek (hakem)

3. Ing., (leh.) sövüp saymak.


midden


1. ing., (leh.) mezbele, gübrelik, çöp yığını. kitchen midden (antro.) içinde insan ve hayvan kemikleri ile taş aletler bulunan tarihöncesinden kalma çöp yığını.


minim


1. bir santimetre küpün yüzde altısı değerinde sıvı ölçüsü

2. ing., (müz.) yarım nota.


mineral


1. madensel, madeni

2. madenli, mineral

3. maden, mineral

4. maden filizi

5. madensel madde

6. (çoğ.), ing., (k. dili) sodalı içecekler mineral. kingdom madenler sınıfı. mineral oil madeni yağ . mineral water maden suyu. mineral wool amyant, ak asbest.


mater


1. ing., (k. dili) anne.


maths


1. ing., (k. dili) matematik.


paddywhack


1. ing., (k. dili) şiddetli öfke

2. (A.B.D.), (k. dili) pataklama.


mittimus


1. (huk.) hapis cezası ilamı

2. ing., (k. dili) memuriyetten çıkarma, azletme.


moot


1. münakaşalı, tartışılabilir

2. münazara, tartışma

3. ing., (tar.) idare meclisi

4. müzakere etmek, münazara etmek, tartışmak. moot case tartışma konusu olan dava. moot point tartışılacak mesele.


mucker


1. ing., (argo.) kaba kimse, ayak takımından biri.


nervy


1. (A.B.D.), (k. dili) küstah

2. ing., (k. dili) ürkek, sinirli.


pater


1. ing., (k. dili) peder, baba.


peeler


1. ing., (argo) polis.


peerage


1. ing., asılzadelik

2. asılzadeler sınıfı

3. asılzadelerin nesep kitabı.


perk


1. ing., (bak.) perquisite.


pickle


1. salatalık turşusu

2. salamura

3. (k. dili) sıkıntılı veya güç durum, varta: madeni eşyayı temizlemeye mahsus asitli karışım

4. ing., (k. dili) afacan çocuk

5. turşusunu kurmak, salamura yapmak

6. asitle temizlemek. pickled turşusu kurulmuş

7. rengi ağartılmış (tahta)

8. (argo) sarhoş, (slang) turşu.


player


1. oyuncu

2. aktör

3. çalgı çalan kimse, çalgıcı

4. eğlence ile vakit geçiren kimse

5. kumarbaz

6. (ing), (spor) profesyonel oyuncu

7. müzik aletini çalmak için kullanılan otomatik cihaz. player piano otomatik tertibatı bulunan piyano.


pluck


1. koparmak (çiçek, meyva), yolmak

2. çekmek, asılmak, zorlamak

3. tüylerini yolmak

4. (argo) yağma etmek, soyup soğana çevirmek

5. parmakla veya mızrapla çalmak (telli saz)

6. aldatıp soymak

7. (ing), (argo) imtihanda çevirmek veya reddetmek. pluck off koparmak. pluck out çıkarmak. pluck up söküp çıkarmak, kökünden sökmek

8. cesaret vermek.


plow


1. (İng.) plough saban

2. sabana benzer herhangi bir alet

3. lokomotifin önünde kar süpüren alet

4. atlarla çekilen kar supürgesi

5. .saban ile toprağı işlemek, saban sürmek

6. gemi gibi yarıp geçmek

7. yol açıp arasından geçmek

8. (ing), (argo) sınavda çakmak, kalmak. plow back tekrar yatırmak (para) plow into (k. dili) hızla çarpmak

9. girişmek, plow the sands boşuna uğraşmak. plow through a book bir kitabı guçlükle okuyup bitirmek. plow under (A.B.D.) saban ile kazıp gömmek.


quid


1. ing., (argo.) bir sterlin.


shocker


1. sarsan şey

2. (ing), (k. dili) heyecanlı roman.


shop


1. (ped ping) dükkân, mağaza

2. atelye

3. fabrika, imalâthane, iş

4. çarşıya gitmek, alışverişe çıkmak

5. for ile aramak

6. (ing), (argo.) suç ortaklarını ele vermek. shop around alışveriş için fikir edinmek. shop steward işçi temsilcisi. shop talk iş konuşması. set up shop dükkân açmak, yeni bir iş kurmak. talk shop iş konusunda konuşmak.


side


1. yan

2. taraf

3. kenar

4. cihet

5. etek (dağ)

6. taraftarlar, fırka

7. (den.) kenar, yan, yan taraf

8. ing., (argo) yüksekten atıp tutma

9. bilardoda bilyeye vurmak suretiyle hasıl olan dönerek gitme kuvveti

10. yan, yanda veya yandan olan

11. ikincil, ikinci derecede olan. side arms kılıç veya tabanca gibi yana takılan silâhlar. side by side yan yana. side effect yan tesir. side show asıl temsil veya programa ilâve olarak gösterilen oyun. side street yan sokak, tali yol. side stroke (spor) yan kulaç. side table servis masası. on the side (argo) fazladan, ayrıca, bundan başka. split one' sides gülmekten katılmak. take sides taraf tutmak.


ripper


1. kesici şey veya kimse, yarıc şey veya kimse

2. dikiş sökmeye mahsus alet

3. (ing), ( argo) çok hoşa giden şey

4. çok mükemmel adam.


ripping


1. boydan boya kesen, yaran

2. ing), (argo) çok güzel, mükemmel, âlâ. a rip ping good time çok güzel vakit.


scale


1. terazi gözü, kefe

2. (çoğ.) terazi

3. ing., b.h., (şiir) Terazi burcu

4. tartmak, teraziye vurmak. a pair of scales bir terazi. Both your lives are in the scales Her ikinizin hayatı da tartışılıyor. The boxer scaled in at 87 kilos Boksor 87 kilo geldi. turn the scales sonuca bağlamak, durumu değiştirmek.


subaltern


1. ast, alt

2. ing., (ask.) astsubay

3. ast.


slat


1. ing., (leh.) fırlatmak

2. çarpmak

3. (den.) çalkanmak.


slavey


1. ing., (k. dili) orta hizmetçisi.


sulfuret


1. (-ed, -ing

2. -ted, -ting) kükürtle karıştırmak, içine kükürt katmak

3. sülfid. sulfuretted hydrogen kükürtlü hidrojen.


swipes


1. ing., (argo) kalitesiz bira

2. bira.


swish


1. havada hareket ederken ıslık gibi ses çıkarmak

2. hışırdamak (ipekli kumaş)

3. hışırtı, fışırtı

4. (argo) homoseksüel kimse

5. ing., (argo) cazip.


thick


1. kalın

2. kalınlığındaki

3. sık, çok

4. koyu

5. kesif

6. ahmak, kalın kafalı

7. dil tutulur gibi telaffuz olunan, anlaşılmaz

8. boğuk, (kıs.)ık

9. (k. dili) sıkı, samimi

10. ing., (k. dili) aşırı

11. kalınlık

12. bir şeyin en yoğun yeri veya zamanı

13. kalınca

14. sık

15. koyu bir halde. thick as thieves aralarından su sızmaz. Blows came thick and fast Yumruklar birbiri ardı sıra indi. He felt it was a bit thick to be fired Haksız yere kovulduğunu düşündü. in the thick of the fight mücadelenin en şiddetli yerinde. lay it on thick (k. dili) abartmak, mübalâğa etmek

16. dalkavukluk etmek. through thick and thin her güçlüğe katlanarak, yılmadan. thick'ish kalınca, koyuca . thick'ly kalın olarak. thick'ness kalınlık

17. sıklık.


wig


1. (-ged, -ging) peruka, takma saç

2. ing., (k. dili) azarlamak, paylamak. wig out (A.B.D.), (argo) esrar etkisinde bulunmak

3. çok heyecanlı olmak. wig'ging ing., (k. dili) azar tekdir.


windscreen


1. ing., (oto.) ön cam.


worship


1. (-ed, -ing, veya -per, -ping) ibadet, tapınma perestiş

2. aşırı sevgi veya hürmet, tapma, tapınmak, ibadet etmek, perestiş etmek

3. aşırı derecede sevmek veya hürmet etmek, tapmak. your worship zatıaliniz. worshiper ibadet eden kimse, tapan kimse.


aliminous


1. şaplı. aluminum, ing


Dictionary

Ing.
: Ingenieur
eng. : engineer

Ing related
Dictionary-X


Popular Words
Webster Dictionary, Online Dictionary, Spanish Dictionary, Medical Dictionary, Internet Dictonary, Web Dictionary, Dictionary Websters Online, Dream Dictionary, English - Spanish Dictionary, Urban Dictionary, Translate English To Spanish, Translate Germany,

Copyrights:
Gcide, Gazetteer, en-de, Devil's D., Freedict: GNU General Public License 2 or later
FOLDOC, VERA: GNU General Public License 1.1 or later
Moby-thesaurus, Jargon, Hitchcock, Bouvier, Elements, Easton: Public Domain
WordNet: Princeton University

Type your search term into the input field and press the 'Search' button!

Your link here for free? - Credit Card